6 Ekim 2010 Çarşamba

Tanju Duru Anısına

...Velhasılkelam bugün Tanju Duru günüydü. İnsan bu adamı dinledikçe hayatıyla ilgili derin düşüncelere dalabiliyor. Aslına bakarsan her konuda derin düşüncelere dalabiliyor. Malesef değerini anlayan insanlar çok azdır. Hatta bilen sayısı bir elin parmaklarıdır. Keşke ölmeseydin ve, her sarkında beni bir kez daha öldürmeseydin be Tanju Duru. Huzur içinde yat...

21 Haziran 2010 Pazartesi

belli kriterlere göre hareket etmek bana çok itici geliyor açıkçası. Akp liysen Chp liye sataşmak ( ya da tam tersi), cinsel tercihlerin farklı diye gaylere-lezbiyenlere bulaşmak, Türksün diye kürdün yaşamına dadanmak, erkeksin diye karını dövmek, kadınsın diye ezilmek, çalışmak. Köylüsün diye cahil olmak, milyon dolarların var diye dünyayı yaratmış olmak, nezaretteyken gardiyanların üstünde tanrıcılık oynaması, repçilerin serseri, rakçıların keşlik durumu, dincilerin namazdan başını kaldırmaması. Aslında bi çok insan için böyle değil bu durum. Aslında her insanın içinde karşıt siyasi görüşte beğendiği bi kaç yön var. Aslında her insanın içinde maskülen ve feminen duygularının çarpıştığı bir cehennem var. Herkes aslında kürtlere acıyor. her kadın kocasından dayak yemiyor. her kadın ezilmiyor. Her köylü cahil değil. her zengin burnunu tavanda götünü de burnunda görmüyor. her gardiyan ibnelik oynamıyor nezarette. Her repçi serseri, her rakçıda keş değil haliyle.Camiden çıktığı gibi kerhaneye giden amcalar da yok değil ya orası ayrı...

11 Haziran 2010 Cuma

şey bugün doğum günümdü de

aslında baya kutladılar.
facebook-twitter-telefon-msn muhteşem dörtlüsüyle baya insan kutlamıştır ama 2-3 insan var kutlamayan. milyonlara değişirdim be kutlasaydın. neyse siktir et.

27 Nisan 2010 Salı

Benim matematiksel beynime göre, bu rakamlar bile uzaylıların varlığını gayet rasyonel kılıyor" diye konuşan Hawking, uzaylıların Dünya'yı ziyaretininse tehlikeli olabileceği uyarısında bulundu. Hawking, "Uzaylı uygarlıkların Dünya'yı keşfi, Kristof Kolomb'un Amerika kıtasını keşfinden farklı olmaz. Kaynaklar yağmalanır, bizim durumumuz da şimdi yerli Amerikalıların durumuna benzer" dedi. Ünlü bilim adamı şöyle devam etti:

"Evrimleşmiş uzaylılar, ulaşabildikleri gezegenleri ele geçirip oralarda koloniler kurmayı tasarlıyor olabilir. Dolayısıyla uzaylıların var olduğu kabul edilecekse, onların neye benzeyebileceğini iyi düşünmeliyiz."


ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), muhtemel uzaylılara barış mesajı vermek amacıyla 2 sene önce uzaya yayın yaparak Beatles grubunun "Across The Univers" şarkısını dinletmişti. Şarkı 2439 yılında Polaris bölgesine ulaşacak.

23 Nisan 2010 Cuma

Kalemim ağlıyor her satırda.Gözyaşlarıyla nemlendiriyor ruhumu.Sayfalar isyandalar.Bu kadar acıya dayanamayacaklarını biliyorum.Ama elden ne gelirki?Harfler dudaklarımdan kanamaya devam ediyor.Sözlerim yıkıcı,düşlerim ise derinden sarsıcı bir şekilde geliyor.Beynimdeki harb devam ediyor.
Çevreme bakıyorum,meleklerin ayaklarında pranga;ellerinde ise sevgisizliğin geride bıraktığı buruk acı.Yasta bu bedenim.Beynim hezeyanlarla savaşmaya sürdürüyor.Kinim toprağa düştü ve filizleniyor her yarınımda.Yalnızım kapkara dünyamda.Tanrı kadar yalnız.Ama ben Tanrı değilim ve yalnızlık da bana ait olan birşey değil.Yüzümdeki tebessümü,yıllar önce bir sonbahar sabahında,kışın qölgesine teslim ettim.Aradım ama bulamadım onu.Üzüntüden yaşlarım gözlerimden sızıyor durmadan.Derinden ve sessiz...
Nerede bıraktım acaba torbalara doldurduğum umutlarımı?Kimler aldı acaba?Ya da nerede unuttum?Kalbim ışığa hasret.Mutluluk kelimesinin tadına varamadı kulaklarım bir kez olsun.Etrafa saçılan deste deste günahlarımı kimler döktü?Toplayamadım geri hiçbirini.Kalemim kırıldı yarım kalan satırımda.Ve bir feryat...Haykırışların sesi örümcek ağı gibi sardı kulaklarımı ve sanki ben o anda ruhumu Azrail 'in yoluna serdim.
Kusurlar kalbimin haritası oldu ve her kusur kalbime gider oldu.Hep hatalarla doldu yüreğim.Her yaptığım hatada beni madara etti insanlığa.Yarınlara saldığım ümitlerim,kapımı bugünden çaldılar.Kim olduğunu sordum hafif bir tonda.Ses veren olmadı kapı arkasında.Açtığımda kapımı,yine o hüzün vardı ama bu sefer sırılsıklam bir halde ve çaresiz.Derinlerden gelen acıklı haykırışlar kabusumu nasıl gerçeğe dönüştürmüştü hala zihnimde.Korkunun sesi ise hala kulaklarımda.Titreyen dudaklarımdan sadece iki kelime dışarıya zorlukla kendini atabilmişti,'seni istiyorum!'.Sadece bu iki kelime dökülmüştü ıslak dudaklarımdan ve her çıkışında derin hıçkırıklarla ağlıyordu kelimeler.
Keşke ayaz gecelerimin içine bir fırtına düşse ve sürüklese ruhumu ölüm diyarlarına.Tek ve son seferlik yaşam biletimle geri dönemesem.Ve içemesem yarım kalmış hayat şarabını.Acaba kim sorar ya da kim ağlar ki arkamdan?Kaç satırlık gözyaşı dökülür yollarıma?Yorgunluk çökmüş zaten üstüme.İçimdeki boşluklar arasında sarsıntılardayım.Çığlık çığlığa geçen kan mevsiminde sadece bir kumayım günahlara.
Kendimi tanıyamaz oldum hatırlık düzenler arasında.Kimim ve niçin bu dünyanın kahrı içindeyim acaba?Bir defalıkta olsa el uzatan yok mu bana?Niçin yüzler sahte niçin insanlar kalleş böylesine?Acılar içinde kaldı bedenim.Alınan her bir darbenin kalıntılarını ovuşturmakla geçiyor günlerim..Derbeder bir serseriyim şimdilerde.Aydınlığı görmeye çalışmak çok uzak artık.Çünkü güneş küskün buralara.
Hala bulamadım tebessümü.Bulamadığım için de sahiplenemiyorum onu.Gülmek sadece bir masal olarak kalmış hafızalarımızda,yaşamımızd
a,evrenimizde.Ağlamaksa şah damarından bile yakın olan bana.Gözyaşlarımsa sadece bir dua Tanrı'ya.Kaybettiğim şeylerime feryat edebildiğim için.Her hatıram bir emanet dünlerden.Yarına taşımak için aldığım.Hepsi paslı ama,ettiğim dualar yüzünden.Mahcubum yarına.Şimdi ise ellerimde hüzünden arda kalan boş martavallar var..birde yokluğunun varlığı.

11 Nisan 2010 Pazar

Gülümseyin, çekiyorum acınızı...

29 Mart 2010 Pazartesi

sanırım olay bundan ibaret.
aslında yazıya başlarken aklımda hiç bi düşünce yok. ne bi eskiz var ne bir başlama metni. sadece yazıyorum işte...
hayatım çok zor triplerine falan girmeyi sevmiyorum, hayatım bir çoğuna göre çok kolay çünkü. elimde olmayan şeyler için üzülecek bi insan da olmadığım için sanırım her şey rayında gibi görünüyor. ama bir eksiklik var. dün gece yatak odasında yattım. kocaman yatağın içinde tek başıma evet. düşününce; yalnız yaşamaktan falan değil de, yalnız ölmekten korkuyorum sanırım. aslında neden korktuğumu da bilmiyor olabilirim. bu güne kadar hiç bir şeyi kendim icin yapmadım sanırım. hep başkalarını düşünerek hareket ettim. attığım adımda ya sen vardın, ya da diğeri. hatta belki de yatak odasında yatarken aklıma gelen tek şey de sendin, ya da diğeri. her neyse. sanırım beni benden baska anlayan bir insan yok... ve sanırım artık insan olmayabilirim bile!