23 Nisan 2010 Cuma

Kalemim ağlıyor her satırda.Gözyaşlarıyla nemlendiriyor ruhumu.Sayfalar isyandalar.Bu kadar acıya dayanamayacaklarını biliyorum.Ama elden ne gelirki?Harfler dudaklarımdan kanamaya devam ediyor.Sözlerim yıkıcı,düşlerim ise derinden sarsıcı bir şekilde geliyor.Beynimdeki harb devam ediyor.
Çevreme bakıyorum,meleklerin ayaklarında pranga;ellerinde ise sevgisizliğin geride bıraktığı buruk acı.Yasta bu bedenim.Beynim hezeyanlarla savaşmaya sürdürüyor.Kinim toprağa düştü ve filizleniyor her yarınımda.Yalnızım kapkara dünyamda.Tanrı kadar yalnız.Ama ben Tanrı değilim ve yalnızlık da bana ait olan birşey değil.Yüzümdeki tebessümü,yıllar önce bir sonbahar sabahında,kışın qölgesine teslim ettim.Aradım ama bulamadım onu.Üzüntüden yaşlarım gözlerimden sızıyor durmadan.Derinden ve sessiz...
Nerede bıraktım acaba torbalara doldurduğum umutlarımı?Kimler aldı acaba?Ya da nerede unuttum?Kalbim ışığa hasret.Mutluluk kelimesinin tadına varamadı kulaklarım bir kez olsun.Etrafa saçılan deste deste günahlarımı kimler döktü?Toplayamadım geri hiçbirini.Kalemim kırıldı yarım kalan satırımda.Ve bir feryat...Haykırışların sesi örümcek ağı gibi sardı kulaklarımı ve sanki ben o anda ruhumu Azrail 'in yoluna serdim.
Kusurlar kalbimin haritası oldu ve her kusur kalbime gider oldu.Hep hatalarla doldu yüreğim.Her yaptığım hatada beni madara etti insanlığa.Yarınlara saldığım ümitlerim,kapımı bugünden çaldılar.Kim olduğunu sordum hafif bir tonda.Ses veren olmadı kapı arkasında.Açtığımda kapımı,yine o hüzün vardı ama bu sefer sırılsıklam bir halde ve çaresiz.Derinlerden gelen acıklı haykırışlar kabusumu nasıl gerçeğe dönüştürmüştü hala zihnimde.Korkunun sesi ise hala kulaklarımda.Titreyen dudaklarımdan sadece iki kelime dışarıya zorlukla kendini atabilmişti,'seni istiyorum!'.Sadece bu iki kelime dökülmüştü ıslak dudaklarımdan ve her çıkışında derin hıçkırıklarla ağlıyordu kelimeler.
Keşke ayaz gecelerimin içine bir fırtına düşse ve sürüklese ruhumu ölüm diyarlarına.Tek ve son seferlik yaşam biletimle geri dönemesem.Ve içemesem yarım kalmış hayat şarabını.Acaba kim sorar ya da kim ağlar ki arkamdan?Kaç satırlık gözyaşı dökülür yollarıma?Yorgunluk çökmüş zaten üstüme.İçimdeki boşluklar arasında sarsıntılardayım.Çığlık çığlığa geçen kan mevsiminde sadece bir kumayım günahlara.
Kendimi tanıyamaz oldum hatırlık düzenler arasında.Kimim ve niçin bu dünyanın kahrı içindeyim acaba?Bir defalıkta olsa el uzatan yok mu bana?Niçin yüzler sahte niçin insanlar kalleş böylesine?Acılar içinde kaldı bedenim.Alınan her bir darbenin kalıntılarını ovuşturmakla geçiyor günlerim..Derbeder bir serseriyim şimdilerde.Aydınlığı görmeye çalışmak çok uzak artık.Çünkü güneş küskün buralara.
Hala bulamadım tebessümü.Bulamadığım için de sahiplenemiyorum onu.Gülmek sadece bir masal olarak kalmış hafızalarımızda,yaşamımızd
a,evrenimizde.Ağlamaksa şah damarından bile yakın olan bana.Gözyaşlarımsa sadece bir dua Tanrı'ya.Kaybettiğim şeylerime feryat edebildiğim için.Her hatıram bir emanet dünlerden.Yarına taşımak için aldığım.Hepsi paslı ama,ettiğim dualar yüzünden.Mahcubum yarına.Şimdi ise ellerimde hüzünden arda kalan boş martavallar var..birde yokluğunun varlığı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder