31 Ocak 2010 Pazar

İroni

Bir avuç hapla banyoda buldu kendini adam...Önünde ki seçenekler kısıtlıydı,intihar seçenekleri...Hangisinin daha fazla acıtacağını kestiremiyordu, aslında acı hissedecek miydi?
bilmiyordu.Yaşamın bütün zevklerini ve acılarını tatmış biri olarak sadece ölümün ona ne tattıracağını merak ediyordu. Sonra düşündü... üzülürmüydü acaba kimse? Ailesinin haricinde ağlayan olur muydu mezarı başında? Sevdiği kadın cenazesine gelir miydi peki? ya da kendini suçlu hisseder miydi? bütün bu saçmalığın nedeninin kendisi olduğunu anlar mıydı? onun ölümü insanlara ne hissettirecekti?
Adam, sevdiği kadının kendisini suçlu hissetmemesi için ölmeden önce veda mektubu yazmaya karar verdi. Ölümün nedenini saçmalayacağı bir dizi martavallar serisini yazmak üzere banyodan çıkıp uzun holü geçerek odasına, bütün sorunların yegane tanığının yanına ulaştı. Bir kağıt ve kalemle ölüm nedenlerini yazmaya koyuldu;
Pandaların soyunun tükenmesi,
Çeşitli soykırımlar,
Törelere bağlı ölümler gibi nedenlerle bir sayfayı doldurmaya başladı. Mektubun sonunda kendini çok şanslı hissetti adam. Öleceği zamanı ve ölüm nedenini kendi belirlemişti. Bir tanrı gibiydi.. et ve kemiğe bürünmüş bir tanrı! ve birden irkildi... Ruhunun gökyüzüne yükseldiği sırada 93 yazından yadigar bedeninin nasıl can çekiştiğini canlandırdı gözünde. Bilinçaltı oyun oynuyordu onunla. Ölümden hiç bu kadar uzaklaşmamıştı. Son bir hamleyle mektubu ortadan ikiye ayırıp çakmağından çıkan ateşle mektubun birkaç saniye içinde kül oluşunu izledi... ve sonra yarın yine aynı ironiyi yaşamak üzere yatağına girdi.

dünü ve bugünü hep buydu adamın, yarını da öyle olacak gibiydi. Nerden biliyorsun diyecek olursanız o adam benim...

ve 'kül olmak' benim için fevkalade bir deyim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder